Sibel'den tatlar

Pazartesi, Ekim 27, 2008

YENİDEN MERHABA

Arkadaşlar duymuşsunuzdur.Blogspot ve bloggerler  kapatıldı. Bir süredir sibeldentatlar'da devam ediyordum fakat hepsi katledildi. Umarım yavaş yavaş buraya ekleyebilirim yaptıklarımı. İnanın çok mutsuzum. Bu kadar emek bir anda gitti....
 




Perşembe, Şubat 28, 2008

ARTIK YOK.....:(((

Arkadaşlar yukarıda gördüğünüz Kaplıca (Davlos) Karavan alanı ve maalesef işaretli olan karavan artık yok. Akşam yandığı haberini aldık ve gidip baktığımızda sadece enkazı vardı. Bu beni çok üzdü.Ama yine de her zaman söylediğim gibi " Cana Gelmesindense Mala Gelsin"

İnsanoğlu bu hayatta çok şeylere şahit oluyor.İnsan, üzülür fakat yerine gelebileceğini bildiğim için dert etmemeye çalışıyorum.İçerisinde bulunan manevi değeri çok olan eşyalar vardı. Ben galiba onlara daha çok üzüldüm....:((((

 

Çarşamba, Aralık 26, 2007

RESİM EKLEYEMİYORUMMMMM....

Arkadaşlar  iki gündür siteye resim atmaya çalışıyorum fakat teknik bir arızadan dolayı atamıyorum.Ben de size yapmış olduğum Christmas Cake tarifini olsun yazayım dedim.

Çarşamba, Aralık 19, 2007

İYİ BAYRAMLAR, MUTLU YILLAR

Cuma, Mart 30, 2007

MUTLU ÇOCUK İÇİN 12 YÖNTEM

 

Anne babanın, çocuğun hayatı boyunca ruhunu besleyeceği bu bakış açısını yakalamasına katkıda bulunabilmesi için uygulaması gereken yöntemler çok basit...

 

Uzmanlar, mutlu çocuk yetiştirmenin oyuncaklarla değil, hayatı boyunca ruhunu besleyeceği “pozitif bakış açısını” aşılamakla mümkün olacağını söylüyor

Pozitif bakış açısını yakalayan çocukların kendinden emin, optimist ve başarılı olduklarının kanıtlandığını ifade eden uzmanlar, çocuğun hayatı boyunca ruhunu besleyeceği 12 basit yolu şöyle sıraladı:


Derslere, kurslara ara verip çocuğunuzla bire bir vakit geçirin. Onunla beraber yerde oturup yap boz yapın, mutfakta beraber omlet yapın, banyo yapmadan önce beraber yüzünüzü boyayın, parkta beraber kaydıraktan kayın.


Değer yargılarını geliştirin. Ona sorumlulukları olan değerli bir vatandaş olduğunu aşılayın. Etrafındaki insanların hayatında fark yaratacak kapasitede olduğunu gösterin.

 

Mesela kullanmadığı oyuncakları beraber biriktirip, bir derneğe bağışlayın. Eski gazeteleri biriktirmeyi, geri dönüşümü ona onun dilinde anlatın.


Aktivitelerde ona katılın, beraber bisiklete binin, beraber yüzmeye gidin, hem onu teşvik edersiniz hem de bol bol spor yapmış olursunuz.


Espri yapın, fıkralar anlatın, arada bir birbirinize takılın, bol bol gülün, gülmek daha fazla oksijen solumanızı sağlar.


Çocuğunuzu iyi bir iş yaptığında tebrik edin, ona hangi konularda başarılı olduğunu açıkça anlatın. Mesela ödevini bitirdiğinde “resminde kullandığın renkleri çok beğendim” gibi detay verin. Yaptığı proje hakkında konusun. Çocuğunuzu hediye ile değil övgülerle ödüllendirin

 

Çocuğunuzun iyi yemek yemesine özen gösterin. Yemek aralarında yoğurt, meyve ve bol su verin. Yemek yemez diye öğün araları çocuğunuzu aç bırakmayın, hem psikolojisini etkiler hem de kilo kaybına neden olur.


Çocuğunuza hayal gücünü kullanabileceği oyunlar yaratın. Resim yapmak hem hayal gücünü geliştirecektir hem de yaptığı resimden dolayı tatmin hissi doğacaktır.


Günde 4 kere çocuğunuzu kucaklayın, 8 kere öpün, 16 kere ona gülümseyin. Tüm bunlar size kat kat geri dönecek.


Çocuğunuzu dinlemesini öğrenin, lafını yarıda kesmeyin, başka bir işle ilgileniyorsaniz, bırakın ve ona konsantre olun. Söylediği şeylerin önemli olduğunu onu dinleyerek gösterebilirsiniz. Bırakın aynı şeyleri tekrar etsin, siz hep aynı dikkatle dinleyin. Mükemmeliyetçiliği bırakın. Çocuğunuzun yarıda bıraktığı bir işi bitirmeye veya düzeltmeye çalışmanız onun kendine güvenini sarsar. Masayı silerken atladığı köşeyi tekrar silmeniz veya beraber diktiğiniz saksıyı düzeltmeniz ona yaptığı işin iyi olmadığı hissini verecektir. Bir daha çocuğunuzun yaptığı işi düzeltmek için elinizi uzattığınızda düşünün. Eğer yaptığı iş tehlike yaratmıyorsa, sağlığa zararlı değilse elinizi geri çekin.

 

Karşılaştığı güçlükleri kendi başına aşmasını öğretin. Ayakkabı bağlarını yavaş da olsa bekleyin kendi bağlasın, çamaşırları asmanızda yardım etmek istiyor, beraber asın. Merdivenlerden kendi inmek istiyor, önünde yürümek şartıyla bırakın insin. Üstünden gelemeyeceği bir problemle karşılaştığında size problemi anlatmasını söyleyin ve çözümüne beraber karar verin.

 

Sevdiği seyleri yapmasına izin verin, gereksiz kısıtlama enerjisini ve heyecanını dışa atmasını engeller, bu da ona sıkıntı verir. Unutmayın; oyuncaklarını toplamayı öğrenmesi için önce dağıtabilmesi lazım

Kaynak: www.superanne.com

 

Cuma, Mart 16, 2007

ÇOCUKLARIMIZ

          · Saygı görmeyen bir çocuktan saygı, sevgi görmeyen bir çocuktan da sevgi beklemeyin.

 

· Kızmadan önce bir kere daha düşünün.

· Dövmek mi?.. Asla yapmayın!..

· Bir çocuğu yemek için asla zorlamayın, açlık bu işi sizden daha iyi yapar.

· Kurallarınız varsa, nedenleriniz de olmalı; bu nedenleri bilmek çocuğunuzun hakkıdır.

· Çocuğunuzun arkadaşlarını kendi arkadaşlarınız gibi sıcak karşılayın.

· Merakı, girişimciliği ve birey olma içgüdüsünü engellemeyin.

· Çocuğunuzun dişlerini fırçalamasını istiyorsanız siz de dişlerinizi fırçalayın.

· Çocuğunuza verdiğiniz sözü mutlak yerine getirin.

· Bir çocuğun yaşamındaki tüm riskleri kaldırırsanız, o çocuğun yaşamındaki tüm canlılığı da kaldırmış olursunuz.

· Onlara bir soru sorduğunuzda cevabını mutlaka bekleyin.

· Çocuğunuzun anlattıklarıyla alay etmeyin.

· Çocuklarınızı başkalarının yanında küçük düşürmeyin.

· Sınırsız sevgiyi, sınırsız ihtimamla karıştırmayın. Kimi zaman çocukları yalnız bırakmak, daha olumlu sonuçlar doğurur.

· Çocuğunuzla konuşun. Onun söylediklerine kulak verin.

 

Onun düşüncelerinin, sizin için ve hatta herkes için önemli olduğunu ona hissettirin.

 

Salı, Mart 13, 2007

7 ÇOK GEÇ

 

AÇEV, 14 yıla yayılan yoğun birikimi sonucunda okulöncesi ve yetişkin eğitimi alanlarında uzmanlaştıktan sonra, şimdi de 0-6 yaş dönemi eğitimin yaşamsal önemi konusunda kamuoyunu bilinçlendirmek ve daha fazla çocuğa okulöncesi eğitim hizmeti sağlanabilmesi amacıyla “7 Çok Geç ” adlı bir kampanya düzenlemeye başlamıştır.

 

 Erken çocukluk adı verilen 0-6 yaş arası dönem çocuğun en hızlı geliştiği dönemdir. Beyin gelişiminin büyük bir bölümü 0-4 yaş arasında tamamlanmaktadır. Erken çocukluk dönemindeki deneyimler beynin çalışma biçimi için belirleyicidir. Bu yüzden bu dönemde çocuğun yeterli beslenmesi, etkileşimde bulunabildiği, onun gelişimini destekleyen bir ortamda bulunması gerekmektedir. Erken çocukluk eğitimi insan gelişiminin başlangıç noktasıdır.

Nüfusunun yarısından fazlası 25 yaşın altında olan ve yılda 1.4 milyon bebeğin doğduğu ülkemizde, 0-6 yaş grubundaki 7 milyon çocuğun ancak % 16'sı okulöncesi eğitimi hizmetlerinden yararlanabilmektedir. Bu yaşlardaki eğitim eksikliğinin sonradan giderilmesinin neredeyse imkansız olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu tablo gelişmiş ülkeler düzeyine yükselmeye çalışan bir ülke açısından hiç de iç açıcı değildir.

 

Detaylı Bilgi İçin: www.acev.org

Perşembe, Mart 8, 2007

KADIN

 

 

 

VE KADINLAR

Ve kadınlar,

bizim kadınlarımız:

korkunç ve mübarek elleri,

ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle

anamız, avradımız, yarimiz

ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen

ve soframızdaki yeri

öküzümüzden sonra gelen

ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız

ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki

ve karasabana koşulan

ve ağıllarda

ışıltısında yere saplı bıçakların

oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan

kadınlar,

bizim kadınlarımız 

Nazim Hikmet

 

 

 

Perşembe, Mart 1, 2007

8 MART KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

KADIN

Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
yeşil bir harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran
Kimi der ki çocuk doğuran
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
O benim kollarım bacaklarım başım
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim
hayat arkadaşımdır.

Nazım Hikmet

 

 

 

8 MART'IN TARİHÇESİ

8 Mart   1857 yılında New York’lu dokuma işçisi kadınların daha insanca bir yaşam isteyerek, eşitsizliklere ve ayrımcılığa karşı sürdürdüğü mücadele ile başlayan süreçte 8 Mart, tüm dünya kadınlarının, kutladığı uluslararası bir güne dönüştü.

 

Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında Amerika'nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yapması olarak kabul edilmektedir.

Bu olaylardan 52 yıl sonra Danimarka'nın Kophenhag şehrinde düzenlenen Kadın Sosyalist Enternasyonel toplantısında 8 Mart 1857 de New York'ta başlayan, kadınların haklarını kazanılması ve kadınların birlikteliği mücadelesinin her yıl Kadın Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdılar.

 

İLGİNÇ BİLGİLER

Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre;

1. Dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor.
2. Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler.
3. Dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahipler.
4. Başka bir değişle dünyadaki işlerin % 34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90’ına ve toplam mal varlığının % 99’una sahipler.

 

 

Çarşamba, Şubat 28, 2007

FAST FOOD

Fast Food Çocuğu Kalpten Götürüyor

 

 

Çocuklarda görülen kalp krizi hastalığında risk faktörlerini azaltmak için beslenme alışkanlığının değiştirilmesi gerekiyor.

 

Daha çok orta yaş insanlarda görülen kalp krizine bağlı ölüm vakaları son yıllarda çocuk denecek yaşlarda da görülmeye başladı. Uzmanlar, kalp krizi vakalarını, fast-food türü yiyeceklere olan ilginin artmasına bağlıyor.

Tuz ve sigara kullanımının artması ve doymuş yağ oranı içeren gıdaların fazlaca alınmasının kalp krizine davetiye çıkarttığına dikkat çeken Türk Kalp Vakfı Üyesi Prof. Dr. Muharrem Coşkun, "Kalp krizi basketbol, hentbol ve futbol gibi sporları yapan gençlerde de çok fazla görülüyor." dedi. Özellikle çocuklarda görülen kalp krizi hastalığında risk faktörlerini azaltmak için beslenme alışkanlığının değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Coşkun, "Doymamış yağ oranı içeren gıdalar ve yeşillikler bol tüketilmeli. Genetik bir sorun veya doğuştan kalp rahatsızlığı olan çocuklar mutlaka belirli aralıklarla doktor kontrolünden geçirilmeli." dedi. Erciyes Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Namık Kemal Karayol da insanların bilinçsizce spor yapması ve kilo verme adına çeşitli spor uğraşlarını gerçekleştirmeye çalışmalarının, tehlikeli kalp ritim bozukluklarına sebep olduğunu söyledi.

 

Kaynak: www.aktifhaber.com

 

« Önceki ::